SOYLU BİR HAREKET ADAMI: NURETTİN TOPÇU

0
101
Yazar ve fikir adamı Nurettin Topçu. (1909-1975)

Nurettin Topçu, gerçekten sancı çeken, meselelerimize sahici çözümler bulmak isteyenlere yol gösteriyor, çözümler sunuyor. Anlamak ve tartışmak için birebir. Nurettin Topçu’yu ne kadar anlatırsak anlatalım, sanırım hep bir şeyler eksik kalacak. Günümüzün siyasi, sosyolojik, felsefi, teolojik kalıplarının hiçbirine uymayan, herhangi bir bilimsel disipline dâhil olmamış bir düşünce, hareket ve ideal adamı duruyor karşımızda.

Topçu, her türlü akademik titrin ötesinde, gösteriden ve gösterişten uzak, söyledikleriyle yaptıkları birbirini tamamlayan, kuram ve eylem ikilemine düşmeyen, ben yazayım başkaları okusun kolaylığına sığınmayan tefekkür ve hareket dünyamızın müstesna yıldızlarından. Aslında aldığı eğitim, entelektüel birikimi, uğraştığı alanlar, O’nun ukalalık yapmasını, üst perdeden bakmasını, burnundan kıl aldırmamasını belki meşrulaştırabilir. Ama karşımızda herhangi bir okumuş yazmış, bir şeyler öğrenmiş sığ bir ilim adamı, düşünür ya da gazeteci yok, Nurettin Topçu var. Bir vicdan ve insanlık abidesi.

Nurettin Topçu, Erzurumlu. Ailesi İstanbul’a göç ediyor ve 1909 yılında doğuyor Topçu. 10 Temmuz 1975’te yine İstanbul’da dar-ı bekâya yürüyor. Topçu’nun bir ömür boyu sürecek tedrisatı altı yaşında Bezm-i Âlem Valide Sultan Mektebi’nde başlıyor. Bu arada Mehmed Akif’i keşfediyor. Aynı ruh frekansı, hiç bitmeyen bir Akif sevgisi. Daha sonra Büyük Reşit Paşa Numune Mektebi. Okumaya ve düşünmeye dair derin ünsiyeti bu yıllarda kendini gösteriyor. Aynı zamanda müthiş bir tecessüs. Sakin ve içe dönük bir yapısı var. Yaşının ilerisinde bir olgunluk.

Eğitim hayatına daha sonra öğretmenlik de yaptığı Vefa İdadisi’nde devam ediyor. Bu arada babasını kaybediyor. Lise eğitimini yine öğretmenlik yaptığı İstanbul Lisesi’nde tamamlıyor. 1928 yılında Avrupa’da eğitim hakkını elde ettiği bir sınavı kazanarak Fransa’ya gidiyor. Buradan sonra baş döndürücü bir akademik kariyer başlıyor. Baş döndürücü bir kariyer ama kendisinin başı dönmüyor. Fransa’da Sosyoloji Cemiyetine üyelik, Bordeaux Lisesi, Maurice Blondel ile tanışma, Strasburg’da felsefe eğitimi, Doğu ve tasavvuf üzerine zirve olan Luis Massignon ile tanışma, Sorbon’da felsefe doktorası. Evet, Sorbon’da doktora yapan ilk Türk.

1935 yılında memlekete döner ve Galatasaray Lisesi’nde felsefe öğretmenliğine başlar. Burada okul eğitiminin usulsüzlüklerine karşı direndiği için İzmir’e tayin edilir. Bu olay çok hayırlı bir sürecin başlangıcıdır aslında. İzmir’de Hareket Dergisi’ni çıkarmaya başlar. Bu derginin düşünce dünyamıza etkileri ve katkıları halen bütün canlılığıyla devam ediyor. Dergideki bir yazısı dolayısıyla Denizli’ye sürülür. Daha sonraki yıllarda Abdulaziz Bekkine Efendi’yle tanışma ve ömür boyu sürecek bir muhabbet. Bunların arkasından Vefa Lisesi’ne tayin ve İstanbul Lisesi’nden emeklilik.

Nurettin Topçu, ilmî müktesebatının uçsuz bucaksızlığına rağmen Türk akademik hayatında kendine yer bulamamış. Daha doğrusu kendinden daha çapsızların egemen olduğu, koltuk sahibi edildiği bir ortamda vakarıyla dimdik durmuş. Resmiyetle, bürokrasiyle arası hiç iyi olmamış. Dünyanın en saygın üniversitelerinde felsefe tahsil eden ve ciddi dergilerde yazıları yayınlanan Topçu’ya ne bir kürsü verilmiş ne de hocalık.

Bütün bu görmemezliğe, kıyıda bırakılmışlığa rağmen Topçu hiçbir zaman rahatsız olmamış ve öğretmenlik yaptığı bütün liselerde görevini bihakkın yerine getirmiş. Dediğimiz gibi o, tribün adamı, nümayiş insanı değil. Bir ideal ve sorumluluk insanı. Nurettin Bey herhangi bir karamsarlığa ve yılgınlığa düşmeden fikrî ve entelektüel faaliyetlerini Türk Kültür Ocağı, Türk Milliyetçiler Derneği ve Anadolu Fikir Derneği’nde devam ettirdi. Ancak sosyalist olduğu gerekçesiyle sürekli ağır tehditlere maruz kalması sonucu bu derneklerle ilişkisini kesti. 1967’de Ezel Elverdi, Mehmet Doğan, Davut Özer gibi arkadaşlarıyla Milliyetçi Toplumcu Anadolucular Derneği’ni kurdu. 30’u aşkın kitap ve broşür yazdı. 1939’dan 1975 yılına kadar sayısız makaleye imza attı.

1975’in Nisan ayında hastalandı. Hastalığının teşhisinde güçlük çekildi. Pankreas kanserine yakalandığı ameliyatta belli oldu. 10 Temmuz 1975’te vefat etti. Fatih Camii’nde kılınan namazdan sonra Topkapı’da Kozlu Mezarlığı’na defnedildi. Nurettin Topçu inanmış bir adamdı. Sosyalistti. Onun gibi kişilik abidesi idealistleri bugün mumla arıyoruz…

NURETTİN TOPÇU’NUN KENDİ SESİNDEN KONUŞMASI İÇİN TIKLAYINIZ

Hazırlayan: Muaz Ergü
Düzenleyen: Furkan Tutar
Kaynak: DERGAH, YENİ ŞAFAK, DÜNYA BİZİM, LÜTFİ BERGEN

Yorum Yap